İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Çılgın vatansever

Rahmetli Turgut Özakman’ın yazdığı Şu Çılgın Türkler’i okurken, Kurtuluş Savaşı destanının en canlı karelerini iliklerime kadar hissettiğimi anımsadım nedense.

Herhalde bu giriş cümlesinden, topraklarımız yabancıların eline geçmesin diye, çılgın projenin geçeceği güzergahtan toprak satın alan Berat Albayrak’ı artık çılgın bir vatansever olarak anacağımı anlamış olmalısınız ama yaptığı çılgınlığın bir rant getirisi olacağına pek inanmıyorum. Projenin temeli atılsa bile sonlanabileceğine inanmadığım için.

Şu sıralarda yapılan kamuoyu anketlerine göre Erdoğan’a ve AKP’ye destek verenler arasında bile azımsanmayacak oranda bir mutlak Erdoğan seçmen kitlesi Kanal İstanbul’a karşı. Ekonomide belirsizlikler süre giderken, genç işsizliği çığ gibi büyümüşken, milyar dolarlarla ifade edilen ve eğer dış destek bulunmazsa kamu kaynakları ile finanse edileceği ifade edilen böyle bir proje, en sıkı Cumhurbaşkanı destekçileri arasında bile kabul görmüyor. Çılgın proje artık teknik tartışmaların ötesinde iç siyasetin öncelikli maddesi haline gelirken, iktidara olan desteği hızla erozyona uğratıyor.

Doğal olarak ülkemizin sürüklendiği dış politika tutarsızlıklarının ekonomiye maliyeti ve vatandaşa etkisi “acaba bir erken seçim olur mu” sorusunu da gündeme taşıyor.

Çılgın projedeki inatlaşmadan kim ne derse desin Erdoğan’ın vazgeçmeyeceği netleşiyor. Destek kaybettiğini göre göre bu koşullarda seçim kararını alır mı? Bence çok zor.

Öte yandan Davutoğlu ve Babacan’ın siyasi hamlelerinin meclis matematiğini değişmesi ile TBMM’den böyle bir karar çıkar mı? Bilinemez.

Karar çıkarsa Cumhurbaşkanı adayı Millet İttifakı cephesinde kim olur? Onu da kestirmek güç. Kendi adıma İmamoğlu ismini ortaya koyanlara itirazım var. Erken adaylık, İstanbul’u ve doğal olarak kaynaklarını İBB Meclis matematiği içinde AKP’ye teslim etmek olur ki; bu kabul edilebilir bir siyasi hata olmanın çok ötesine taşar.

Peki erken seçim olmazsa iktidar mevcut başkanlık sistemiyle sürdürülebilir bir görüntü verebilir mi? Bu soruya da verilecek cevap herhalde hayır olur.

Bekleyip görmek dışında söylenecek başka bir söz kalmıyor.

Çılgın vatansevere dönersek…

Görünen o ki bu inatlaşma er ya da geç bu iktidarın sonunu getirecek. Bu koşullarda çılgın projenin temeli atılsa bile, projenin hayata geçirilmesi ile iktidara biçilen siyasi ömür arasındaki farklılıklar projenin er ya da geç rafa kaldırılacağı izlenimini doğuruyor. Bütün bu koşullar dikkate alındığında vatan evladı olarak aldığınız toprakları elinizde tutmaya devam ederseniz, sizi gerçek anlamda kahraman Türk evladı olarak görmeye devam edeceğime de inanabilirsiniz.

Ciddi bir şekilde şu soruyu sormaya devam ediyorum. Bunca bilim insanının karşı çıkışına, iktidara bunca oy kaybettirme potansiyeline ve hiçbir doğru dürüst kabul edilebilir gerekçenin ortada olmamasına rağmen, Kanal İstanbul ya da doğru Türkçesiyle İstanbul Kanalı projesinde ısrarın arkasında yatan gerçek saik nedir? Hangi dış şantaj bu mecburiyeti dikte etmeye sizi zorlamaktadır? Umarım bir gün gerçek gerekçeyi keşfederiz

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »