İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Zordur bazı yazıları yazmak

Çok önemli bir siyasi figürün oğluydu. Mesleki bir seyahat nedeniyle Büyükelçi olduğu bir makamda kendisini ziyaret etmiş, daveti üzerine de bir geceyi elçilikte verdiği resepsiyonda beraber sohbet ederek geçirmiştik.

O sıralarda baya meşhurdum. Neredeyse Türkiye-AB ilişkileri dendiğinde adım AB’ci Can’a çıkmıştı. Büyükelçimden ciddi fırçalar yediğimi hatırlıyorum. “Biz iktidara geldiğimizde, önce senin gibilerden işe başlayacağız!” mealindeki sözleri hala kulaklarımda çınlıyor. Tam da AKP yeni iktidara gelmiş, AB hedefi iktidar partisinin birinci önceliği niteliğindeydi. “Aman sayın büyükelçim, bana söyledikleriniz önemli değil ama, ya iktidarın kulağına giderse” dediğim anda eşinin, “yine fazla içtin, ağzından çıkanı kulağın duymuyor” dediğini anımsıyorum. Gecenin sonunda büyükelçimizin maiyetinde çalışan genç diplomat arkadaşlarımızın elimi sıkma, teşekkür etme için yarıştıkları da dün gibi hatırımda. O kadar sıkılmışlardı ki bu monologdan, her halde hislerine tercüman olmuş ağabeylerine teşekkür etmek istiyorlardı.

Çok geçmedi, ciddi bir AKP ve AB muhalifi olan sayın büyükelçim MHP’den milletvekili seçildi. Daha sonrada vefat ettiği haberini elemle öğrendik.

Dedik ya, zordur bazı yazıları yazmak. Kişiselleştirmeden, bir dönemde beraber olduğunuz, fikirlerine saygı duyduğunuz ama katılmadığınız, nihayetinde varlıkları ile bırakın çocuklarımızın, ülkenin kaderi ile oynayan insanların ardından bir şeyler yazmaya kalkmak.

Aslında büyükelçim çok iyi bir insandı. Devleti temsil ederken, siyasi görüşünü temsil eden parti arasında sıkışmış kalmışlığın zor sorgulaması ile karşı karşıyaydı. Batı ile bütünleşmek ya da Batıya karşı duruşu temsil etmek.

Yaşasaydı ve mensubu haline geldiği siyasi partinin bugününü görseydi şayet, herhalde çok daha üzülürdü. O bir idealistti ama ideallerin hatalı adımlarla ülkeyi nerelere sürüklendiğini algılayacak yüksek zeka seviyesine de sahipti.

Nurlar içinde yatsın.

Peki hatalı değerlendirmeler devam etmiyor mu?

Kendi ideallerimizin en doğrusu olduğuna körü körüne bağlı kalıp, geleceği karartmak konusundaki ısrarlarımız, inadımız aynı yerde kalmaya devam etmiyor mu?

Dünyada gündem 30 dakikada, ülkemizde de 15 dakikada bir değişirken düşünce kalıplarımızdaki değişmeme inadının arkasında nasıl bir motif yatmaya devam ediyor?

Kişisel gözlemlerimle vardığım sonuç:

“Siyaset yarın için bugün yapılan çalışmalardır, geçmişe takıldığınız andan itibaren o sahnede yer alamıyorsunuz ya da alamayacaksınız.”

Sayın büyükelçimin bende iz bırakan kocaman hayat hikayesinin küçük bir kesitini sizlerle paylaşmak istedim.

Adı mı?

Sonsuza kadar bende saklı kalacak!..

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »