İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tedarik zinciri

Pandemi devam ederken ekonomi alanında ortaya çıkan en önemli sorunlardan biri de hiç kuşkusuz tedarik zincirinde ortaya çıkabilecek kırılmalar konusu oldu. Gerek üretimin gerekse tüketimin sürdürülebilir olması hem ulusal hem de küresel ekonominin ilgilendiği öncelikli sorunların başında geliyor. Dünya ekonomisinde çok ciddi bir daralma zaten beklenirken bu alandaki hatalar beraberinde beklenilenin de ötesinde bir daralmaya yol açabilir.

Schengen sistemi çökünce AB’de ne oldu?

Tedarik zincirinin kırılması özellikle AB’nin çok ciddi bir endişe kaynağı. Durumun vahameti aslında pandemiye karşı her AB ülkesinin farklı sağlık politikası izlemesiyle başladı. Pandemiyi fazlasıyla ciddiye alan ülkeler, ciddiyetten uzak ülkelere karşı sınırlarını kapatmakta çözümü bulunca, AB’nin tek pazarının dolaşım garantisini temin eden Schengen sistemi de geçici de olsa çöktü ya da askıya alındı.

Birbirleriyle tam bir bütünleşme içinde olan pazar içindeki hareket de dolayısıyla durdu ya da geçişler çok zor hale geldi. Bu durumun vahametini idrak eden AB Komisyonu 23 Mart 2020 tarihinde bir tebliğ yayınlayarak mal ve temel hizmetlerin sınır geçiş önlemlerini düzenleyen yeşil hat oluşturulması çabasına girdi. Söz konusu tebliğ sadece AB ülkeleri arasındaki değil, aynı zamanda AB’ye mal getiren ve AB’den mal götüren taşıyıcıları da kapsıyordu.

Ardından da bu tebliğin uygulanması için bir dizi ek tebliğin de yayınlandığına tanıklık ettik. Bu gelişmelerin dış ticaretinin yaklaşık yarısını AB ülkeleri ile gerçekleştiren ve AB ile gümrük birliği ilişkisi içinde olan Türkiye için de büyük önem taşıdığı aşikar.

AB hukukundan kaynaklanan sorunlar

Komisyonun yayınladığı tebliğler esas itibarı ile üye ülkelere tedarik zincirinin kırılmaması için yapılacakların bir listesini vererek tavsiyelerde bulunmaktan öteye gidemiyor. Bu çerçevede özellikle kara ulaşımı alanında AB bütün egemen yetkileri üstünde toplayabilmiş değil ve her üye devletin kendi önlemlerine başvurabileceği açık alanlar var. Sağlık politikasında ortak bir uygulama olmadığından ortaya çıkan mücbir sebebe dayalı durumlarda zaten karışık olan sistemi daha da içinden çıkılmaz hale getirmekte gecikmedi.

TIR geçer şoför geçemezse ne olur

Türkiye – AB arasındaki gümrük birliğinin en sorunlu alanı sanayi malları serbest dolaşırken, bu malları taşıyacak araçların serbest dolaşımda olmaması. Gümrük Birliği AB hukukunun malların serbest dolaşımı başlığına girerken, malları ve insanları taşıma konusu hizmetlerin serbest dolaşımı başlığı altına giriyor. Yıllarca Türkiye’nin dış ticaretinde teknik bir engel olarak bu ayırım AB ülkeleri tarafından Türkiye’ye karşı uygulandı. Sorunun bir ayağı kısmen AB Adalet Divanı’nın 17 Ekim 2017 tarihinde verdiği bir kararla (karayolu taşımacılarından alınan geçiş ücretleri gümrük vergisi ile eş etkili vergi niteliğinde olduğundan gümrük birliğine aykırıdır kararı verilmiştir) halledilmiş gözükse de mevcut sorunların hala devam ettiği gerçeği ortadadır. Özellikle olası bir gümrük birliğinin kapsam alanının genişletilmesi müzakerelerinde daha fazla taviz vermek istemeyen ve bu konuyu al/ver ilişkisinde kullanmak isteyen AB tarafı daha fazla iyileştirmeye niyetli gözükmemiştir.

Karayolu araçlarının geçişlerinden alınan ücretler gümrük birliğine aykırıysa basit bir paralellik kurarak, karayolu araçlarını süren şoförlerin kısıtlanmasının gümrük birliği ile ne kadar bağdaştığı sorusunu sormamıza yol açmaktadır. Zira konuyla ilgili AB Adalet Divanı’nın yargı kararlarına kabaca göz attığımızda karayolu aracı, mal ve şoför mütemmim cüz, diğer ifadesi ile bir bütünün ayrılmaz parçaları niteliğindedir.

Şoförlerin dolaşımı nasıl kısıtlanmaktadır?

Uluslararası taşıma yapan karayolu araç şoförleri Schengen vizesine tabidir. Yukarıdaki paragrafı açmak istersek, süreç içinde şoför hizmet vericisi kimliğini taşımaktadır, oysa Schengen vizesi turistik amacı daha ön plana çıkan bir vize niteliğindedir. (Belirli bir düzeyde ticaret yapan iş insanları, akademisyenler, vb. yeşil pasaport sahibi haline getirilerek vize muafiyetinden yararlanır hale geldiler). Kaldı ki şoförlere vizeleri çok kısa süreli verilmekte (en fazla 6 ay), her vize için yaklaşık yüz avro para tahsil edilmektedir. Sırf bu para bile kanaatime göre bir gümrük vergisi ile eş etkili vergi niteliğindedir, zira bu tutar nihai analizde taşınan mala yansıtılmaktadır.

Öte yandan 6 ay için verilen vize kapsamında sadece 3 ay süreyle AB içinde dolaşım hakkı vardır.

Pandemi ve şoförlerin dolaşımı

Bu yazının başında değinmeye çalıştığımız tedarik zincirinin kırılması ve şoför sorununu birlikte değerlendirdiğimizde, AB Komisyonu’nun Yeşil Hat tebliği ve takip eden tebliğlerine tekrar dönmek gereği bulunmaktadır. Komisyon bu tebliğler aracılığı ile şoförlerin daha kolay dolaşımlarını sağlamak, vize sürelerini uzatmak, vb. noktalara açık referanslar yapmıştır. Bununla birlikte sorunların çözümü bir yana, işin içinden daha da çıkılmaz hale geldiğini tespit etmemiz gerekiyor. Pandemi nedeniyle kapılarını vize işlemlerine kapatan konsolosluklar, pandemi öncesinde verdikleri pasaporta bırakın vize almayı, pasaportunu bile alamayan şoförler, her ülkenin komisyon tebliğlerini kendilerine göre uygulayan ya da görmezden gelen AB üye devletler, esasen mevcut görüntü bir kısmı ile Türkiye’nin çıkarlarına aykırı dursa da bizden daha çok AB’nin çıkarlarına aykırı bir durum niteliğindedir. AB’nin tedarik zincirinin kırılması AB ekonomilerinin daha da zora girmesi anlamına geleceği ölçüde bu tür ayrıntılara daha fazla kafa yormak ve kalıcı çözüm yöntemlerini bir an önce geliştirmek zarureti hasıl olmuştur. Pandemi sonrası dünyada işlerin biraz daha az sorunlu yürümesi için sloganlardan ari teknik ayrıntılar üstünde birlikte çalışmak kaçınılmazdır

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mission News Theme Compete Themes tarafından yapılmıştır.
Translate »