İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sağlık ekonomisinde dayanışma ve destek projeleri

Merhaba değerli dostlarım,

Hatırlayacağınız üzere yıl başından bu yana, koronavirüsün gündemimizi çok yoğun bir şekilde meşgul ettiği şu günlerde, “Sekoday, sağlık ekonomisinde dayanışma ve destek projeleri konusunu, yaklaşık 2, 3 ay önce sizlerle paylaşmıştım.

Ulusal veya uluslararası boyutlara taşınabilecek, bu proje konusu; 2000 – 2001 yıllarında BM Genel Sekreteri Kofi Annan önderliğinde; sürdürülebilir bir gelecek için, tüm toplumlara ödenmesi gereken halk vergisi (Sn. Doruk Uzuner) ve dünyayı kendilerinden ödünç aldığımız çocuklarımıza olan borçlarımızı ödemek  ilkeleriyle, iş dünyasında yayılmaya başlayan ve ilk açılımlarının tanıtıldığı 2001 Uluslararası Lions Konvansiyonu, Indianapolis USA sonrası, hem kişisel, hem kurumsal, hem de sektörel olarak desteklediğimiz, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi, UN Global Compact 15 – 16 Haziran 2020, 20. Yıl Liderler Zirvesi’ne, beni davet etmeleri üzerine, aklıma gelmişti.


Üyesi olmaktan ve gelişmelerine katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumuz, Global Compact’ın, 2015 yılında açıkladığı 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”nın (SKA); resmi kurumlar, özel sektör, sivil toplum kuruluşlarının katılım ve katkılarıyla; gelecekle ilgili sorunları, çözüm önerilerini paylaşmak, birlikte iş yapmak, birlikte başarmak şeklindeki ilkeleri ve bu ilkelere, bizim verdiğimiz kurumsal katkı ve destek nedeniyle, diyebilirim.

Sizlerinde bildiği gibi, marka olma yolunda yapmakta olduğumuz kurumsallaşma çalışmaları sonucunda, nesilden nesile elde edilecek en büyük kazanç olan, sürdürülebilirlik kurumsal yurttaşlık ilkeleriyle  kişilerden bağımsız olarak, gelecek nesillere zarar vermeyecek şekilde  bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilmek için, tüm hizmet ve de üretimlerimizi daha verimli, tüketimlerimizi de daha bilinçli hale getirerek, hedefleri belirlemek, stratejik planlamaları yapmak, bütçelemek, harekete geçmek, gelişmeleri denetlemek, düzenli raporlamak şeklinde açıklanmakta.

Ancak projelerin sürdürülebilir olması için de, kategorilere göre özel sponsorlara veya düzenli bir gelir kaynağına ihtiyaç olduğu da muhakkak. Bizim bu projedeki ana amacımız, ortaya konulacak sağlık sektörü ile ilgili projelere, düzenli ve sürdürülebilir kaynaklar yaratmak.

Sekoday ile ilgili daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi sağlık sektörü, 2019 yılı sonları ve 2020 yılı başlarından bu yana tüm dünyada yaşanan pandemi süresince, 1 numaralı sektör halini aldı. Daha önce de silah sanayi ile birlikte, zaten 1 numaraydı ama neyse.

Sağlığın insanların ve tüm canlıların, daha mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için, her türlü koruma ve tedavi edici faaliyetlerle gerçekleştirilen, bir sistemler disiplini olduğu konusunda, tıp uzmanları da dahil hepimizin aynı fikirde olduğumuzu düşünüyorum.

Neticede çeşitli uluslararası kaynaklara göre, 90 – 100 trilyon dolarlık dünya ekonomisi içindeki, 9 – 10 trilyon dolarlık  ve ülkemizde de 45 – 50 milyar dolarlık bir pazardan, yani insanlar, tüm canlıların sağlığından bahsediyoruz. (veri kaynakları; Sn. Cenan Torunoğlu ve Sn. Melih Esin)

Dünya ve ülke ekonomimizi dikkate aldığımızda yaklaşık yüzde 10 gibi büyük bir pazara sahip olan sağlık ekonomisinde, akıllı tasarruflarla ortaya konabilecek -sürdürülebilir maddi kaynaklarla, belirli bir paylaşım ve birliktelikle, çok güzel projeler ortaya konulabilir düşüncesiyle, Sekoday gündemimizdeki yerini aldı. Konunun açılımı, çeşitli mecralarda ve sosyal medyada paylaşıldı.

Burada amacımız; daha önce de belirttiğim gibi, proje üretmek değil. Üretilen, beğenilen ve seçilen projelere maddi destek sağlayabilecek, sürdürülebilir kaynakları ortaya çıkartmak.

Projeler konusunda şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada, hem ülkemizde hem de tüm dünyada; stratejik hedefler, uluslararası ve ulusal politikalar, ekonomik şartlar, sosyal ve kültürel farklar, teknolojik gelişmeler, yasal uygulamalar, çevresel faktörler dikkate alınarak geliştirilebilecek, birçok proje ortaya konacaktır.

Bu projelerin kapsamlarına ve büyüklüklerine göre; Dünya Sağlık Örgütü,  Sağlık Bakanlığı, ilaç şirketleri, üniversiteler, devlet – şehir hastaneleri, özel hastaneler, ilaç – medikal -tıbbi malzemeler, sektör dernekleri ve sendikaları, sağlık yönetimi ve hasta dernekleri, hayat sigortası şirketleri, tabipler odası ve ecza kooperatifleri, sosyal güvenlik kurumları ile iş birliği içinde sürdürülebilirliği sağlamak, iz bırakmak adına güzel bir yol haritası olacaktır.

Özellikle Covid-19 döneminde, önce insan  sonrada tüm canlıların sağlığına yönelik, bu tür proje örnekleri arasında; Ankara Sanayi Odası, Ticaret Odası, Ticaret Borsası, sivil toplum kuruluşları, özel şirketlerin desteğiyle Coronathon Türkiye Yenibirlider Derneği , Zorlu Holding desteğiyle İmeceLab, Lokman Hekim Üniversitesi, toplam 50 adet resmi ve özel kurumun desteğiyle Türkiye Covid-19 Ortak Akıl Platformu, Acadebi , Genç Girişimciler desteğiyle Askıda Girişim Platformu, yazılı ve görsel basın ile sosyal medyada yer aldı. Bunlar gibi, daha birçok proje olduğu ve bundan sonrada olacağı, muhakkak.

Bu projelerde girişimciler, ödül olarak açıklanan rakamları, paydaş resmi özel kurumlardan alabiliyorlar. Ancak projelerin sürdürülebilir olması içinde düzenli akar kaynaklara ihtiyaç var.

Ben, bu noktada; Sekoday’ın da çıkış noktası olan, basit bir kaynaktan bahsetmek istiyorum.
Şöyle ki, yalnız ülkemizde yıllık 3 – 5 milyar adet civarı satılan ilaç kutularını dikkate alarak, tüm ilaç kutularının içinde bulunan prospektüslerin; üreticilerinin veya ülkemizdeki partner temsilcilerinin web sitelerinde yayınlanarak ve de teknolojik imkânı olmayan tüketiciler için de eczaneler tarafından, satış esnasında çıktı alınarak kişilere verilmesi şeklinde, özel tasarrufa gidilmesi ile 1 yılda en az 40 milyar TL’lik, sürdürülebilir bir kaynak yaratmak mümkün; ne dersiniz? Ayrıca, artık; sadece ilaç prospektüs bilgilerini arayanlara ileten, web siteleri de mevcut.

Tabii, bu kaynağın; diğer bazı ilaç ambalajları içinde, tıbbi şartların elverdiği ölçüde, daha da büyütülmesi söz konusu olabilmekte (Sn. İsmail Akgül’e proje önerileri için çok teşekkürler)
Netice de bu fikirler çerçevesinde Sekoday ile ilgili düşüncelerimizi önce iş çevremizdeki kişi ve kuruluşlarla paylaştık. Olumlu geri dönüşler alınca da sosyal medyada duyurulara başladık.
Konuyu açıklayıcı makalelerimiz, çeşitli internet siteleri ve blog yayınlandı.

Daha sonra fikir alışverişi için, yapmamız gereken toplantıları, Covid-19 pandemi nedeniyle canlı olarak yapma imkanı bulamadığımızdan, nisan ve mayıs aylarında Sekoday webinarları düzenledik. Özellikle de bu webinarlara katılarak, bizlerle değerli görüşlerini paylaşan sevgili Lion dostlarımıza tekrar en içten teşekkürlerimizi, bir kez daha buradan sunmak istiyorum.

Konunun, Sağlık Bakanlığı’na ve (TİTCK) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna iletilmesi için, proje dosyamızı; (İEİS) İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası, (TİSD) Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği ,  (AİFD) Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği, (UNGC)  Global Compact Türkiye  Genel Sekreterliklerine ilettik (Sn. Neşe Taşkan, Sn. Seçkin Akoğlu, Sn. Meral ve Ahmet Mutlugil)

AyrıcaYılbak ve Seppic , Fransa olarak katılımcıları arasında yer aldığımız CPhI Uluslararası İlaç Üretimi ve Tedarik Zinciri Fuarı 2020 webinarlarında, konuyu diğer katılımcılara iletmek üzere hazırlıklarımızı yaptık ve projenin dünya çapında duyurulmasını gerçekleştirdik.

Sonuçta, 15 – 16 Haziran 2020 tarihlerinde New York da yapılması planlanan UN Global Compact 20. Yıl Liderler Zirvesi Covid-19 nedeniyle webinar şeklinde yapıldı ve bizler de SEKODAY projelerimizle zirvedeki yerimizi aldık ve diğer katılımcılarla dosyamızı paylaştık.
Güzel ve olumlu geri bildirimler almaya da devam ediyoruz.

Daha mutlu bir gelecek için, Sekoday projemizin, hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »