İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Pazarlama ve satışta yeni güncellemeleriniz var

Merhaba değerli dostlarım,

Online ofisler, online toplantılar, online eğitimler, online planlama, online hizmet üretimi, online pazarlama (sosyal medya), online satış (e-ticaret), online bankacılık, online çalışan, online iletişim, online denetim, online kontrol, online çeviri, online raporlama vs. Windows 95 ve internetin gündemimize girmesiyle 2000’li yıllardan itibaren günden güne gelişerek bugünlere gelen ve artık özellikle ticaret hayatımızda, önemli bir yere sahip olan, yukarıdaki tanımları duymadan veya konuşmadan, geçirdiğiniz bir gününüz var mı?

5 – 10 yıl gibi çok yakın bir gelecekte, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımız dışında kalan hemen hemen her şeyimizi, neredeyse online olarak karşılamak yolunda, hızla ilerliyoruz.

Tabi ki, bunda teknolojik altyapının ve yatırımların payı yadsınamaz. Ayrıca bizim de ülke olarak teknolojiyi üretmekten çok, tüketmeye yatkın olduğumuzu düşünürsek; neden ev de, iş de, yol da, araba da, otobüs te, metrobüs te, metro da, vapur da vs. de başımızı öne eğerek akıllı telefonlarımızı elimizden düşürmediğimiz güzel bir anlam kazanıyor diye düşünüyorum.

Şimdi, günden güne dijitalleşen iş dünyamızda özellikle pazarlama ve satışın geleceği ile ilgili çok güzel gözlemleri olan ustalara saygı duyarak, yapılan açıklamalara tekrar bir göz atarsak.

Sayın Yelda İpekli’nin; bir yazısında özellikle Y kuşağı için, çok doğru bir şekilde belirttiği gibi

Üretimin, kalite kavramının, fiyatlandırma ve dağıtım kanallarının, hatta kitlesel reklamların standartlaştığı günümüzde fark yaratmak, yani rekabet avantajını oluşturmak, artık yalnızca hizmette yaratıcılık’ta gösterilecek özel başarılara endeksli.


Hizmette yaratıcılık; müşteriyi tanımakta, beklenti ve ihtiyaçlarını tanımlayabilmekte gizli.

Hızlı etkileşim içinde olan müşteri, bireysel zenginliği ile diğerlerinden farklı bir şekilde ele alınmak istiyor. Yani kendi dünyasını yansıtan, kendi yaşam tarzı içinde bulunan, kısacası kendisine yakın hissettiği ürünleri veya hizmetleri tercih ediyor.

Müşterinin bir ürüne kendisini yakın hissedebilmesi için; bu müşteriye ulaşacak mesajlarla ürünü/hizmeti konumlandırmak ve tanımlamak söz konusu. Satılmak istenen ürünün, alıcısı hangi mesajdan etkilenecekse o mesajı ve o mesajın iletişim kaynaklarını bulmak gerekiyor. Bunun içinde kuşkusuz önce müşteriyi dinlemek ve neyi nasıl istediğini anlamak çok önemli.

Rekabet avantajınızı yani rakiplerden üstün- arklı noktalarınızı, müşterilerinizin beklentilerine göre oluşturmak artık kaçınılmaz. Biz kaliteliyiz demek, pek bir rekabet avantajı sağlamıyor. Çünkü bilinçli tüketici maksimum kaliteyi öncelikli koşul olarak öne sürüyor. Ürününüzü ya da hizmetinizi ‘Biz en hızlıyız’ şeklinde konumlandırabilirsiniz, ama müşteriniz sizden sadece hız beklemiyorsa, ya da bu ürün için tercihini kullanırken hız öncelikli avantajı değilse, karlılık ya da yüksek pazar payı adına, beklentileriniz de değişiklik olması, pek mümkün olmayacaktır. Müşterilerinizin beklenti ve taleplerini çok iyi anlayıp, ürününüzü bu beklentileri giderecek şekilde konumlandırdığınız takdirde, karlılık ve pazar payınız da mucizeler yaratabilirsiniz.

Artan rekabet ortamında şirketinizin karını korumanın en iyi yolu, müşteri sadakatini arttırmak olacaktır. Böylece aşırı fiyat rekabetinden de korunmak mümkün. Müşterilerinizin sadakatini sağlamak artık yalnızca satış ve sonrası hizmetin mükemmelliği ile sınırlı değil. Her bir müşteri ile teke tek ilişki kurmak ve bunu her alışveriş işleminde tekrar etmek gerekli.

Müşterinizi, ürününüzü alan kişiler olarak görmenin ötesinde, onları ortaklarınızmış gibi konumlandırarak, sizinle iş yapmalarını kolaylaştırdığınız da, zaten farklılık kendiliğinden hissedilecektir. Müşterinizi yakından tanımak için pazar araştırması yapmak yeterli ya da tek yol değil. Müşterinin değişen ve gelişen gereksinimlerini ve beklentilerini kendinize özgü ve yaratıcı dinlemek, anlamak ve bunlara yanıt vermektir. Müşterilerinizi dinlemek yalnızca satış elemanınızın, pazarlama departmanınızın değil şirkette çalışan herkesin görevi olmalıdır. Santral memurunuz, telefonda soru soran müşterinize yardımcı olmayıp onu azarlıyorsa, ürünle ilgili bilgi satış danışmanı tarafından yeterince verilmiyorsa, teslimatta problemler yaşanıyorsa, ürününüzün kalitesi, ya da ürününüzü tanıtmak için harcadığınız reklam paraları ne olursa olsun, karlılık açısından çok başarılı olamazsınız.

Yaşadığımız günlerde yepyeni bir dönem başlıyor. Bu dönemin hizmette farklılık yaratan, müşterini dinleyen firmaların dönemi olacağına inancım kesin. Yarınlarımızı, yeniden ve daha doğru yapılandırma sancıları yaşadığımız şu günlerde, şimdiye kadar yapmadığımız, değer vermediğimiz kavramları şirket politikamıza katmanın, işte şimdi tam zamanı.

Geçtiğimiz aylarda “Genç tüketicileri siz de daha yakından tanımak istemez misiniz”başlığı ile X sights Araştırma ve Danışmanlık, tarafından yapılan bir araştırma; özellikle satış ve pazarlamanın geleceğine ışık tutacak nitelikte. Y kuşağı ile ilgili araştırmanın, dikkat çekici detaylarından bazıları ise,şöyle;

– Gençlerin yüzde 50 si, önümüzdeki 6 ay içinde akıllı telefonlarını değiştirmeyi düşünüyor.
– Gençlerimiz, her gün ortalama minimum 4 veya 5 saatlerini internette geçiriyor.
– Gençlerin yüzde 35 den fazlası, cep telefonunu mobil alışveriş için de kullanıyor.
– Gençlerimizin yüzde 65 i dünyada olup biteni öğrenmek için, sosyal medyayı takip ediyor.

Evet. Burada söz konusu olan gençler, hem şimdi hem de gelecekteki, potansiyel hedef kitlemiz.Artık, iş dünyamızda bu gerçeklerden hareketle;pazarlama ve satışın geleceği yönünden, özellikle hedef kitleler içinde yer alan yarının büyükleri gençlerimize yönelik olarak TEB Kobi Tv de yayınlanan, HP Genel Müdürü Sayın Filiz Akdede’nin şu açıklamalarına da, kulak vermek gerekiyor.


Gelecek olarak bakılan dijitalleşme, artık bugün yaşanıyor. Bu değişime uyum sağlayanlar, rakiplerine göre ön plana çıkıyor. Günümüzde dünyayı şekillendiren dijitalleşme döneminde kendilerini değiştirmeyen ve teknolojileri etkin kullanmayan şirketler, hayatta kalmak da gittikçe zorlanıyor. Araştırmalar gösteriyor ki dijitalleşen firmalar, 3 yıl içinde rakiplerine göre,çok daha fazla verim elde ediyor, karlılık, ciro ve çalışan istihdamlarını arttırabiliyor. Dijitalleşme de ki bu hızlı dönüşüm, sadece büyük şirketler için değil, KOBİ’ler için de geçerli. Rekabette farklılaşma yaratacağı ve masrafları azaltacağı düşünüldüğünde, KOBİ’ler için dijitalleşmenin önemi çok daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Neticede, iş dünyasında ayakta kalabilmenin sırları ve yeni nesil pazarlama trendleri olarak içerik üretmenin ipuçları, içerikle pazarlama yönetimi, büyük veriyi işlemek ve içeriğin pazarlamadaki gücü ile pazarlama alanında sosyal medya kullanımı gibi konular, günden güne daha fazla önem kazanıyor.

Şimdi de konuya birde tüketici olarak bizler açısından bakmakta yarar var diye düşünüyorum.

Yani pazarlama ve satışın geleceği açısından, sosyal medyada ve e-ticarette, pazarlama ve satış konuları ile ilgili müşteriler olarak, bizim dikkat etmemiz gereken konulara özellikle de e-ticarette satışa ilişkin, bize karşı uygulanan taktiklere dikkat etmek gerekiyor.İşte IdeaSoft’tan, e-ticaret müşterilerini, satın almaya yönlendiren taktikler, internet yoluyla alışveriş yapan hemen herkes çeşitli yöntemlere maruz kalıyor, fakat bunun bir taktik olduğunu çoğu zaman alışveriş sırasında fark etmiyor. Böylece hem müşteriler bu alışverişten memnun ayrılıyor, hem de e-ticaret satıcıları işlerini geliştirme fırsatı buluyor.

– Stoklarla sınırlandırmak: Online ticaret sitesi müşterilerinin büyük bir fırsatla karşı karşıya olduklarını hissettirmek için sıklıkla kullanılan bu satış taktiği, onları alelacele karar vermeye teşvik ediyor. Bir başkasının kalan ürünleri satın alarak tüm fırsatlardan faydalanacağı ve bu fırsatın bir daha ele geçmeyeceği hissini başarılı bir şekilde aşılıyor.

– Süre sınırı koymak: Acil hareket etme duygusu uyandırarak,fırsatları belli bir süre ile sınırlandırmak. Kısa bir zamanla sınırlandırılan teklif, müşterilerin hızlıca karar vermelerini sağlıyor. Böylece müşterilerin, sitelerde gezerken satın alma kararından vazgeçme fırsatı verilmeden, alışverişi gerçekleştirmesi sağlanıyor.

– Hızlı teslimat vadetmek: Müşterilerin gördükleri anda, zihinlerinde beğendikleri ürünü hemen kullandıklarını hayal ettiren bu taktik sayesinde e-ticaret sitesi kullanıcıları daha fazla zaman kaybetmeden ürüne sahip olmak için, satın alma davranışına yönlendiriliyor.

– İndirim kodu sunmak:  Online ticaret sitesinde birden fazla ürünü sepete ekleyen müşteri, ödeme yapmak için adım attığında, ürünlerin toplam fiyatıyla karşılaşıyor ve bu toplam fiyat bazen ürün beğenisinin önüne geçerek, caydırıcı olabiliyor. Bu aşamada; tüm ürünlere indirimli bir fiyatla sahip olma fırsatı sunulduğunu belirten ibare, müşterilerin o koda sahip olmak için hareket etmelerine yol açabiliyor. 

– Kargo ücretini karşılamak: Bir düşünün, kim satın almak istediği ürünler haricinde bir de fazladan kargo ücreti ödemek ister ki? İnternetten alışveriş yaparken ödeme adımında kargo ücreti ile karşılaşmak tüm alışverişten bir anda vazgeçmeye bile neden olabiliyor. Oysa belli bir tutarın üzerindeki alışverişlerde kargonun ücretsiz olduğunun vurgulanması, müşterilerin daha fazla alışveriş yapmasını sağlamakta, oldukça etkili olabiliyor.

Pazarlama ve satışın geleceğinde bu tür taktiklerin hem satıcılar hemde tüketiciler tarafından
olağanüstü güncelleştirileceğine olan inancımla.

Sevgi ve saygılarımla.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »