İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul Ticaret Üniversitesinde ekonomi ve yatırım zirvesi düzenlendi

İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2019 yılı ekonomik beklentilerine ışık tutacak bir zirveye ev sahipliği yaptı. Gün boyu süren zirvede kürsüye çıkan önemli isimler ile panelistler, 2019 yılının ekonomik anlamda hızlı bir toparlanmaya sahne olacağına işaret ettiler.

İstanbul Ticaret Üniversitesi İtibar ve Derecelendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Borsa ve Yatırım Topluğu tarafından düzenlenen 2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi, ekonomiye yön verenleri buluşturdu. 
Zirvede yer alan konuşmacılar 2019 beklentilerini anlatırken, ekonominin hızla toparlanacağına ilişkin önemli mesajlar verdiler.
Zirve kapsamında düzenlenen 2019 Yılı Ekonomi Beklentileri, 2019 Yılında Finans Piyasaları, 2019 Yılında Üretim ve İhracat Beklentileri, Uluslararası Yatırımlar ve İtibar Yönetimi panellerine konuşmacı olarak sivil toplum örgütleri ve iş ve finans dünyasından önemli isimler katıldı.

REKTÖR PROF. DR. NAZIM EKREN
‘’DÜNYA ‘’GERÇEKLEŞMESİ İMKANSIZ OLASILIKLARA HAZIRLANMAYI TARTIŞIYOR’’
İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, Borsa ve Yatırım Öğrenci Topluluğu ile İtibar ve Derecelendirme Merkezinin birlikte düzenlediği “Ekonomi ve Yatırım Zirvesi”nde, iş dünyasının, finansal piyasaların, kamu sektörünün ve dış ekonomik ilişkilerin mevcut durumunun ve muhtemel geleceğinin tartışılacağını belirterek başladığı zirve açılış konuşmasında, şunları söyledi:
‘’Ekonomik analizlerin geleneksel, ana akım metodolojileri yanında, farklı perspektiflere vurgu yapan bakış açıları önem kazanmaya başlamıştır. Bu nedenden dolayı, makroekonomi disiplini, fiilen işlemekte olan ekonomik yapı ve ilişkiler sistemini, süreç devam ederken, yapılandırma, güçlendirme gibi iş, işlem ve faaliyetlerin eş anlı yapıldığını ima etmektedir. Bu çerçevede öne çıkan bazı konular şunlardır. 
Ülkelerin makroekonomik performansı, seçilmiş reel ve finansal göstergelerdeki gelişmelere göre değerlendirilmektedir. 2008 küresel krizin ürettiği önemli sonuçlardan biri, göstergelerin sadece manşet değerlerine göre yapılan değerlendirmelerin eksik ve hatalı karar ve uygulamalara yol açabileceği olmuştur. Ayrıca, ekonomik birimlerin tercih ve önceliklerini şekillendiren güven ve beklentileri de makroekonomik sonuçlar üzerinde etkili olmaktadır. 
Enflasyon oranı, faiz oranı ve döviz kuru iş dünyasının, finansal piyasaların, kamu ve dış ekonomik sektörün yapısını ve dinamiklerini yansıtmaktadır. Bu değişkenler seti, farklı göstergelerden etkilendiği gibi birbirlerini de etkilemektedir. Bu nedenle, bu göstergeler ekonomilerin en önemli fiyatlama davranışını, dolayısıyla nispi dengelerini yansıtmaktadır.  
Piyasalar neden değişiyor? Küresel konjonktörün yükselen piyasalara etkileri olgusu, tüm ülkelerin ekonomik karar ve uygulamalarının karşılıklı bağımlılık içinde olduğunu göstermektedir. Öte yandan, makroekonomik konjonktürün ekonomi politiği, kısa vadeli tedbir ve düzenlemeler yanında orta vadeli reformlar arasında korunması gereken dengeye işaret etmektedir. Son olarak, bir çok ulusal ve küresel toplantıların ilk gündem maddelerinden biri de, bu yüzyılın makroekonomik özelliğinin “gerçekleşmesi imkansız olasılıklara hazırlanma” olarak ifade edilmektedir. 
Zirveyi düzenleyenleri, panelistleri ve katılımcıları tebrik ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum’’

MÜTEVELLİ HEYET BAŞKANI ÖZTÜRK ORAN
‘’DÜNYA DAHA ÇETİN AMA TÜRKİYE ARTIK DAHA GÜÇLÜ’’
İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı, İTO Meclis Başkanı Öztürk Oran açılışta yaptığı konuşmada, “2019’da dünya daha çetin. Dünya daha çetin ama Türkiye daha güçlü. Çünkü ülkemiz, içinde bulunduğu coğrafyanın karışıklığından, dünyadaki çalkantılardan her defasında büyüyerek çıkmayı başarıyor” dedi.
Son yıllarda dünyada hem ekonomik hem siyasi hem de sosyal anlamda çok derin bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Oran, şunları söyledi:
‘‘Bugün 2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nde bir aradayız. Türkiye’de üretimin desteklenmesi, İstihdamın ve ihracatın artırılması, kısacası büyümenin daha da güçlenerek devam edebilmesi için neler yapmalıyız? Atmamız gereken ortak adımlar neler? Bunları konuşacağız. 
Şunu ifade etmek gerekir ki böylesi buluşmalar, bir yandan samimi birlikteliklere kapı açarken, diğer yandan da istişare ortamı için önemli bir platform vazifesi görüyor. Dünya ekonomisi bu denli dalgalıyken istişareye her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var diye düşünüyorum.
Ben, bu vesileyle bugün bizleri bir araya getirmek için gayret eden başta Sayın Rektörümüz olmak üzere emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.
İstanbul Ticaret Üniversitesi kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin ekonomik inkişafı yolunda kararlı bir yürüyüşün adı oldu. Sadece akademik bilginin değil iş hayatındaki atılım ve vizyonun da yuvası haline geldi. Toplantımızın 2019 yılı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.  Katılımlarınız ve gösterdiğiniz ilgi için, sizlere çok teşekkür ediyorum.
2008 yılından itibaren esasen dünyada hem ekonomik, hem siyasi, hem de sosyal anlamda çok derin bir dönüşüm yaşanıyor. Hani derler ya “yeni bir dünya kuruluyor.” Aynen bu şekilde. Yan yana gelmesi güç şeyleri bir arada yaşıyoruz. Ortadoğu’daki karışıklıklar malum. Dünya ikinci dünya savaşından sonraki en büyük göç dalgasını yaşıyor. Avrupa Birliği çatırdıyor. Yunanistan’la başlayan sarsıntı, en son İngiltere’nin Brexit süreci ile daha da derinleşti. Avrupa ve Japonya ekonomiyi hala doğrultamadı. Pekçok ülkede negatif faiz uygulaması hala sürüyor. Amerika dünyadaki ticari düzeni kökten değiştirmeye kararlı adımlar atıyor. Çin ile yaşadığı ticaret savaşları tüm dünyadaki ekonomik ilişkilerin de temel belirleyicisi olacak. Çin ekonomik büyümede tökezlemeye başladı. Tüm periferi ülkeleri de peşinden sürüklüyor. İhracatçı kimliğinin yanı sıra, iç talebe dayalı bir büyüme modeline doğru yol almaya çabalıyor.  Çünkü her yıl %7’lik bir büyüme sağlayamazsa dünyanın süper gücü olamadan fakirleşme aşamasına geçecek. Petrol fiyatlarındaki dalgalı trend doğal kaynak zengini ülkeleri büyük sıkıntıya sokuyor. Özellikle Rusya ve Suudi Arabistan’da bunun yansımalarını net şekilde görüyoruz.
Yani işin özü güç blokları yeniden kuruluyor.
Tüm bunlar, yeni siyasi riskleri, yeni pazarlar ve yeni ticari ortaklıkları, artacak ticari potansiyelle birlikte, artacak rekabeti de beraberinde getiriyor. İşte bu yüzden, “2019’da dünya daha çetin” diyoruz. Evet Dünya daha çetin ama Türkiye daha güçlü. 
Daha güçlüyüz çünkü, ülkemiz içinde bulunduğu coğrafyanın karışıklığından, dünyadaki çalkantılardan her defasında büyüyerek çıkmayı başarıyor. Son 16 yılda kat ettiğimiz mesafe, yaşanan zihniyet değişimi ve özgüvenli duruş sayesinde Türkiye, dünyadaki dönüşüm dalgasının takipçisi değil, bizatihi temel aktörlerinden biri konumuna geldi.
Bakın 2018’in 3. Çeyreğinde döviz kurları ve faiz fiyatları üzerinden ülkemize dönük saldırıları püskürtmüş durumdayız. 3. çeyrekte Türkiye ekonomisi her şeye rağmen büyüme kaydetti.  2019 yılı için de hedefimiz en az %2,3 büyümek.
Tabii mesele bunu nasıl başaracağımız? Bu büyümenin kaynağını nereye dayandıracağız? İç talepten ve kamu harcamalarından mı yoksa üretimden, özel sektör yatırımlarından  ve ihracattan mı?  Elbette ki asıl amacımız ihracata dayalı büyümeyi sağlayabilmek olmalı. Dünyada 22 trilyonluk dolarlık bir ticaret hacmi var. 2018’i bu hacimden 170 Milyar Dolarlık bir pay alarak  kapatmaya hazırlanıyoruz. 2019’da bu payı hep birlikte arttıracağız. 
2019’da yeni pazarlar kadar önemli diğer başlık da hiç kuşkusuz reformlar. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere ekonomi yönetimimiz en başından bugüne pro-aktif bir yaklaşımla sorunlu alanların üzerine gidiyor. İş dünyası ile birlikte mücadele veriyor. Bundan çok memnunuz. Bugüne kadar  Yeni Ekonomi Programı, Enflasyonla Mücadele Paketi, 100 günlük Eylem Planları gibi bir çok teşvik, bir çok düzenleyici çalışma ortaya konuldu. Hepsinin de bu zorlu süreçte fevkalade sonuçları oldu. Bugün baktığınızda Ağustos ayında 7 seviyesini gören Dolarda büyük bir geri çekilme daha da önemlisi bir stabilizasyon var. Faiz cephesinde, düşüş grafiği sürüyor. Gösterge faiz en son Ekim ayında 27’lere kadar çıkmıştı. Şimdi 20 seviyelerine çekildi. Diğer taraftan enflasyon cephesinde alınan tedbirler neticesinde Kasım ayı itibariyle; TÜFE 1,44, ÜFE 2,53 azaldı. Bunlar iş dünyamıza moral veren, öngörülebilirliği arttıran gelişmeler.
Diğer yandan iş hayatının kronikleşmiş sorunlarına da hükümetimizce el atılmış durumda. İşçi-işveren ilişkileri ve kıdem tazminatına ilişkin sorunlar, vergi kanunlarının revizyonu, finansmana kolay erişim noktasında atılacak adımlar, ithalata bağımlılığın azaltılması, yüksek teknolojinin desteklenmesi… Ben ilerleyen süreçte bu reformların büyümeyi oldukça hızlandırıcı bir etkiye sahip olacağına inanıyorum.
Biz de hem İstanbul Ticaret Üniversitesi hem de İstanbul Ticaret Odası olarak bu konularda etkin takip ve diyalog halindeyiz.
Bu süreçte bizlere, hepimize önemli görevler düşüyor. Bizler ekonomik inkişaf yolunda sektörlerimizin, faaliyet alanlarımızın temel sıkıntılarını en yüksek perdeden dillendirmekle, çözüm aramakla ve o çözümü de bulmakla mükellefiz. Bunu da yapıyoruz. Bugün de bunun için bir aradayız. Bugün hem reel sektör, hem finans kesimi hem de akademik camiadan kıymetli konuşmacılarımız var. Tabiri caizse işin mutfağından gelen insanlarla birlikteyiz.
İnanıyorum ki birlikte olmanın, omuz omuza durmanın her zamankinden daha önemli olduğu bugünlerde ekonomimiz için atılacak doğru adımları hep birlikte ortaya koyacağız.
 “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.” Türkiye olarak en büyük sermayemiz dayanışmadır. Bu ülke insanı için her zaman “Önce para değil, önce insan” gelir. Biz buna inanıyoruz.’’

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARI BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ DR. ALP KELER
“TÜRKİYE, SERMAYE PİYASALARI İLE GELİŞİR’’
2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nin açılış konuşmacılarından biri olan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Alp Keler de Türkiye’nin, sermaye piyasalarının büyümesi ile gelişeceğini ifade etti. Gelişmiş ülkelerle Türkiye’de sermaye piyasalarını kıyaslayan Keler, “2018’in Kasım ayı itibarıyla hisse senedi, pay, borçlanma aracı, kira sertifikaları, varlığa dayalı menkul kıymet gibi birliğimiz üyeleri tarafından ihraç edilmiş bütün menkul kıymetlerin, halka açık kısmının bugünkü büyüklüğü 400 milyar lira. Dünyadaki örneklerle kıyasladığımızda kat edilecek çok yolumuz var” dedi.

VAKIFBANK GENEL MÜDÜRÜ MEHMET EMİN ÖZCAN
‘’EKONOMİNİN TÜM YÜKÜNÜ KAMU BANKALARI ÜSTLENDİ’’

2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nin açılışında konuşan VakıfBank Genel Müdürü Mehmet Emin Özcan, “2018 yılında, işin doğrusu ekonominin tüm yükünü neredeyse 3 kamu bankası üstlendi. Buna Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım’ı da eklemek lazım. Kamu bankaları, hayati bir fonksiyonu yerine getirdiler, ekonominin tüm yükünü omuzlarına aldılar” dedi.
Çok zor bir yılın geride bırakıldığına işaret eden Özcan, Türkiye ekonomisinin özellikle, yılın ikinci yarısında döviz kuru üzerinden spekülatif ataklara maruz kaldığını söyledi.
Mehmet Emin Özcan, “Aynı zamanda yabancı para borcu olan ve yabancı para geliri olmayan işletmelerin nakit akışlarında ciddi sıkıntılar yaşandı. Ekonomimiz bu süreçte, temellerinin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamış oldu. Gelinen noktada, döviz kurları dengelendi, enflasyonda artış trendi kırıldı, düşüş trendine geçti. Şu an dengelenme sürecini yaşıyoruz” diye konuştu.
Özcan, önümüzdeki yıl en az yüzde 2,3 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyümesi beklediklerini, buna göre sektörün toplam kredilerinin de 2019’da büyümeye devam edeceğini öngördüklerini dile getirdi, ‘’Vakıfbank ve diğer kamu bankaları olarak, her dönem ülkemiz ekonomisinin yanında olduk. Önümüzdeki dönemde de aynı gemide olduğumuzun bilinciyle hareket edip, özellikle reel sektöre desteğimizi tüm gücümüzle sürdüreceğiz. Güçlü finans sektörü, ancak güçlü reel sektör ile var olabilir” dedi.
Gelişmiş ülkelerde yatırımların finansmanının ağırlıklı olarak sermaye piyasalarından yapıldığına dikkati çeken Özcan, en uzun vadeli ve en düşük maliyetli kaynağın sermaye piyasalarından sağlanabileceğinin de altını çizdi.

2019 YILINDA ÜRETİM VE İHRACAT BEKLENTİLERİ, 
ULUSLARARASI YATIRIMLAR VE İTİBAR YÖNETİMİ
2019 Yılında Üretim ve İhracat Beklentileri,  Uluslararası Yatırımlar ve İtibar Yönetimi başlıklı üçüncü panelde ise İMMİB Genel Sekreteri S. Armağan Vurdu başkanlığında, TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Dizayn Makine Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Öztürk, PAGEV Yönetim Kurulu Üyesi, EVSİD Başkanı Burak Önder, Phd Strategy CEO’su Dr. Eyüp Vural Aydın ve İtibar Group Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Acar’ın katılımıyla gerçekleştirildi.
TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil TUSAŞ bünyesinde yaptıkları çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Herkes için 2018’in enterasan bir yıl olduğunu belirten Kotil, TUSAŞ için oldukça güzel geçtiğini, birçok ürünün piyasaya çıkmaya başladığını bildirdi. Kotil, konuşmasında “Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen gün ismini verdiği Gökbey helikopteri oldukça işe yarayacak. İlk uçuşunu Eylül ayında yaptık, 2021’de ihracata başlayacağız” dedi.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »