İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hukuk mu?

Hiç kimse beklemiyordu. Mahkemeden beraat ve tek tutuklu Osman Kavala’nın tahliye kararı çıkınca önce kulaklarımıza, sonra gözlerimize inanamadık. Hepimizin gözünün önünden Gezi süreci geçti. Kimimiz fiziği ile, kimimiz ruhu ile oradaydık. Beraat eden orada sanık olarak yer alanlar değil, bu sivil protesto hareketine katılan hepimizdik.

Peki ya sonra…

Kavala bir türlü tahliye edilemedi, akşamın geç saatlerinde gözaltına alınma haberi geldi. Suçlama artık Gezi değil, 15 Temmuz darbe girişimcisi olmak. Bu satırları yazarken henüz tutuklama kararı çıkmamıştı. Umarım çıkmaz. Umudum var mı? Tabii ki hayır.

Beraat kararının ertesi günü sayın Cumhurbaşkanı kararı alan mahkeme heyetine verdi veriştirdi. Birkaç saat sonra HSK mahkeme heyeti hakkında araştırma yetkisi verdi. Sizce Kavala’nın soruşturmasını yapan cumhuriyet savcısının psikolojik hali ne durumdadır? Bu görüntü altında hukukun üstünlüğüne saygılı bir devlet miyiz, yoksa hukukun tamamen siyasetin müdahalesine açık bir devlette mi yaşıyoruz?

Dış dünyadan zehir zemberek eleştiriler gelmekte de gecikmedi.

Hani bir zamanlar AB rüyamız vardı ve Kopenhag kriterlerini tartışıyorduk ya. Ne diyordu o kriterler, AB üyesi olacak ülke demokrasi, hukukun üstünlüğüne saygı, insan hakları ve azınlık hakları konusunda müesses nizama kavuşmalı!

3 Ağustos’u 4 Ağustos’a bağlayan 2002 gecesi koalisyon ortakları DSP/ANAP/MHP bu kriterlere uymak için Türk hukuk tarihinin en önemli reformuna imza atmış, bu sayede Türkiye ile AB arasındaki tam üyelik müzakere sürecinin önü açılmıştı. Çok iyi hatırlıyorum, hukuk konusundaki temel tartışma hukukun üstünlüğüne saygılı devlet ile kanun devleti arasındaki farktı. Meğer ne beyhude bir tartışmaymış. Ülkemizde ne yazık ki kanunların bile pek işe yaramadığı ortadayken.

Bu koşullarda AB’ye katılma ümidini bir yana bırakalım da, o çok ihtiyaç duyduğumuz doğrudan yatırımları Türkiye’ye çekme şansımız kalmış mıdır? Galiba hayır. Türkiye’ye gelmeye kuşkuyla bakan bir yabancı yatırımcı ile sohbetimizi hatırlıyorum. “Demokrasi sizin sorununuz, hukuk benim sorunum” demişti. Yani sizdeki yönetim tarzı ne olursa olsun ben yatırım yaparım, yeter ki hukuki güvencem olsun.

Yukarıdaki tabloya bakan bir yatırımcının Türk hukuk sistemi hakkındaki düşüncelerini varın siz tahmin edin.

Bu arada sizce İdlib gelişmeleri sonrasında gerçekten Suriye üstünden Rusya ile savaşacak mıyız? Bırakın savaşın korkunçluğunu ve sonuçlarının bilinemez olmasını, yeni darbe senaryoları tartışması içinde Türk ordusunun moralini bu kadar bozmak kimin ne haddine?

Bu arada Trump bize gülücükler gönderiyor, arkanızdayız diyor. Eminim Netanyahu da çok keyiflidir. Diplomatsız diplomasi mi dediniz? Ruslar Türk turizmini baltalamaya hazırlanırken, Corona virüsü Çin’den gelecek turistleri otomatik olarak ambargoya alırken, hukuk konusunda verdiğimiz görüntü doğrudan yatırımcıyı kaçırtırken, ekonomimiz iyi olacak maşallah.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »