İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hoş geldin 2020

Yeni yıla girerken adettendir. Yeni yılın herkese, dünyaya huzur ve barış getirmesi dilenir. Ne yazık ki iyi dilekler, temenniler çoğunlukla gelen yılın geçmiş yılı aratır olmasıyla hızla ortadan kalkar. Aslında yeni yıl geçmiş yılın çözülemeyen sorunlarını üstlenir, sorunlar çözülemediği oranda da ne huzur kalır ne de barış ama dedik ya adettendir. Yeni yıl hepimize huzur ve barış getirsin. Sağlık isteyene sağlık, para isteyene bol para getirsin.

Peki geçen yıl nasıl bir yıl oldu?

Önce hafızamıza yerel seçimler ve özellikle de yinelenen İstanbul Belediye Başkanı seçimi kazındı. İmamoğlu yaklaşık 13 bin oyla kazandığı ilk seçimi, tekrarlama üzerine bu kez 806 bin 415 oyla kazandı. Herhalde dünya tarihine geçecek bir siyasi akıl tutulması ile büyük zafer İmamoğlu’na teslim edildi. Öyle ya, 5 yıl boyunca şaibe edebiyatı yapılacakken, AKP açısından söylenecek bir şey kalmadı. İmamoğlu’na tekrar döneceğiz.

Dış politika çok can sıkıcı oldu, olmaya devam ediyor ve ne yazık ki devam edecek gibi duruyor. Kelimenin tam anlamıyla kasap et derdinde, koyun can derdinde görüntüsü var. Biz ne kasap, ne koyun iki arada bir derede kaldık. ABD ile mi, Rusya ile mi flört edeceğiz, herkes kendi çıkar tanımı üstünden içinde bulunduğumuz bölgede paylaşım kavgasını vekilleri üstünden verirken, kendi politikamızı bir türlü tam olarak şekillendiremedik. Son olarak Doğu Akdeniz çekişmeleri içinde Libya’da Hafter güçleriyle sıcak çatışmaya girmemiz neredeyse an meselesi.

Kanal İstanbul yeniden ısıtılıp masaya kondu. Kanal’ın yapımı ile ilgili hükümet tarafından sunulan hiçbir argüman inandırıcı gelmiyor. Hem doğa bilimcileri, hem siyaset bilimciler projeye karşı. Ancak iktidar ısrarlı. Benim daha çok ilgilendiğim taraf perde arkasında Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin delinme riski. ABD gemilerinin kanaldan geçip Karadeniz’e yerleşmeleri, buna karşın Rus gemilerinin Akdeniz’e daha rahat geçiş yapmaları. Hoş geçen gün izlediğim bir yorumcu projenin ne kadar şahane bir şey olduğunu anlatırken, işi Çin’in kuşak-yol projesine dayandırdı, harika. Bölgede yeni bir ticaret savaşından bahsetmeden çıkar hesabı yapmak.

Tabi bu arada kocaman bir yük gemisinin Aşiyan açıklarında karaya yanaşması da, tesadüfün bu kadarı dedirtecek türdendi. Hani kasten yapılmış olduğuna inanmadığımı da belirteyim, zira en dar yeri 700 metre olan Boğaz’da böyle bir kaza riski varsa, genişliği 100 metre olacak kanalda acaba hangi riskler olacak sorusunu ister istemez sorduk.

Mansur Yavaş – Sinan Aygün polemiği, belki de 2020’den umutlanmamız için vesile oldu. Buna kuşkusuz İmamoğlu’nun Kanal İstanbul’a karşı çıkarken ortaya koyduğu gerekçeleri de eklemek gerekiyor. Her iki belediye başkanının ortak mesajı bence kamu kaynaklarının israfının önüne geçmek. Dolayısı ile 2020’de bol bol siyasetin finansmanını, kamu harcamalarında şeffaflığı tartışacağız düşüncesindeyim. Belki yeni bir paradigma değişikliği ile karşı karşıyayız.

Son olarak yerli otomobilin lansmanı sayesinde, fabrika kurulmadan ve geçtiğimiz yıl Çin’deki bir fuarda sergilenen yerli ve milli bir otomobile sahip olmanın milli gururunu yaşadık. Her nedense çoğumuzda müstehzi bir ifade oluştu. Umarım 2021’de ilk aracın tekerliği döndüğünde mahcup oluruz.

Yine başa dönelim, 2020 size ne istiyorsanız onu bol bol versin. Yeni yılda tekrar buluşmak üzere.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »