İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Corona ve ekonomi

Biz depremle uğraşırken, dünya Çin’den gelecek haberlerle yatıp kalkıyor. Corona virüsü sağlık endişelerinin yanı sıra ekonomiyi de derinden etkileyebilecek gibi duruyor.

Hani 10, bilemediniz 15 gün içinde iyi bir haber gelmez ise, Çin ekonomisinin ve buna bağlı olarak küresel ekonominin ne yöne gideceği ile ilgili endişeler dile getirilmeye başlandı.

En basit örnek, Çin’den kargo yolu ile size ulaşacak bir pakete hangi gözle bakarsınız?

Yapılan değerlendirmeler bu kuşku devam ettiği sürece, Çin mahreçli siparişlerin sert bir şekilde kesileceğine işaret ediyor. Ekonominin nabzını tutan değerlendirme kuruluşlarına göre Çin ekonomisi yüzde 1.5 hatta 2 seviyesinde bir daralmayla karşı karşıya gelebilir. Bu durum yüzde 14.5’la geçtiğimiz yıllarda büyümede zirve yapan Çin açısından bir felaket haberi niteliğinde. Geçtiğimiz yıl yüzde 6.5’lar seviyesine kadar düşen büyümenin yüzde 4’ler seviyesine düşmesi Çin açısından adeta bir felaket senaryosu. Bu gerilemeyi önlemek için agresif bir ihracat politikasına gitmek isteyen Çin, Kuşak Yol Projesi’ni hayata geçirmenin adımlarını atmıştı. Peki bu koşullarda agresif ihracatı bırakın bir yana, mevcut ihracatını sürdürebilir mi? Başta da belirttiğimiz üzere önümüzdeki 10-15 gün çok kritik.

Bir diğer bakış açısıyla Çin herhangi bir ticaret savaşına gerek kalmaksızın ya da ticaret engellerine gerek duyulmaksızın kendi kendini dünya ticaretinde engellemiş olabilir. Bu görüntüye bakarak da Corona virüsü ile ilgili pek çok spekülasyonun da üretildiğine tanıklık ediyoruz. Virüsün laboratuvar koşullarında üretilip üretilmediğini sorgulayan çok sayıda makaleye ulaşmak mümkün.

Peki Çin’in bu durumu küresel ekonomi için ne anlam ifade ediyor. Bu dev ekonomideki olası daralma kuşkusuz küresel ticareti de olumsuz etkileyecek. Bu durum ticaretten bankacılığa, sermaye piyasalarına kadar uzanan bir yelpazede olumsuz sonuçlar doğuracak. İşte bu koşullarda para kendisine güvenli liman arayışında olacak.

Hoş bu durumu lehine kullananlar da olacak kuşkusuz. Çin rekabetine karşı duramayan bazı üreticilerin yeniden piyasaya girmeleri olasılık dahilinde. Bu durum belki ülkemiz açısından da yararlanılabilir bir olasılık.

Corona’dan daha tehlikeli bir başka virüs daha var. ABD Başkanı Trump ile İsrail Başbakanı Netanyahu Filistin Barış Anlaşmasını açıkladılar. Esas itibarı ile Filistin’i parçalama, Kudüs’ü İsrail’in toprağı ve kalıcı başkenti haline getirme planı anlamındaki bu anlaşmanın karşı tarafı yoktu. Zaten çok sert tepki Filistin cephesinden gelmekte gecikmedi.

Her iki liderin de derdinin yaklaşan seçimler olduğu ortada. Bu koşullarda ortaya konan plan Orta Doğu’nun yeniden karışması anlamına gelir mi? Maalesef bu konuda çok iyimser olma şansımız yok.

2020 daha Ocak ayında ihtiyarladı. 2019’un mirası zaten ağırda, korkumuz 2020’nin 2021’e devredeceği mirasın daha da ağır olacağı. Umarım yanılıyorumdur.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »