İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Corona nihayet kapımızdan içeri girdi

Çevremiz Corona virüsü ile sarılıyken Türkiye’ye gelmemiş olması mantık dışıydı. Nihayet 10 Mart gecesi saat 01.00’de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca virüsün Türkiye’ye de sıçradığını açıkladı, gerçeklikle tanışma fırsatımız oldu.

Virüs daha önce Türkiye’ye girmiş miydi? Bilemiyoruz. Sözlerine inanmayı çok istediğimiz televizyondaki meslekleri doktor olan yorumculara inanırsak, bu ilk vaka ama izlediğimiz yorumcuların öylesine yorumları var ki; ne yazıktır, her şeye olduğu gibi Bakanlık kaynaklı yapılan açıklamalara da kuşku ile bakıyoruz.

Bu kuşkunun toplumsal bir çılgınlığa yol açtığını da marketlerdeki dayanıklı gıda tüketim maddelerine karşı olan akıl dışı alışveriş davranışlarında izliyoruz. Her sene doğal gripten ölenlerden daha fazla bir ölüm oranı olmasa bile, korku dağları sarmış vaziyette.

Hoş korku üstüne korku ile büyümüş memleketim insanından farklı bir davranış kalıbını beklememek de lazım.

Peki korku bizimle mi sınırlı.

Bu yazıyı kaleme alırken gelen son haber, ABD’nin AB uçuşlarına karşı havaalanlarını kapattığı doğrultusunda. Bir diğer deyişle ABD ile AB arasına kara kedi değil, bu sefer Corona girdi. Çin’in büyüme hızının en iyi ihtimalle yüzde 4 civarında kalacağı beklentisinin yanına bu gelişmeyi de ekleyin, global ekonominin ne düzeyde kalacağını varın siz hesaplayın. Benim beklentim şimdilik yüzde 2’yi geçmez doğrultusunda.

Corona’nın yol açtığı üretime ara verme beklentisi ile düşen petrol fiyatları ve fiyatların daha da düşmesini tetikleyen Suudi Arabistan (arka perdede hiç kuşku yok ARAMCO yani ABD) Rusya petrol savaşları da cabası. Petrol fiyatları böyle devam ederse Rusya yakında iflas eder. Suudi Arabistan, o da iflasa yakın bir yerlere sürüklenir. Bütün bu gelişmelerin sınırımıza nasıl yansıyacağı konusunda bir fikriniz var mı? Benim yok.

Kendi içimize tekrar dönelim.

Dünya ekonomisi kendi kendini daha fazla izole etmeye giderken, bizim büyüme beklentilerimiz ne kadar gerçekçi olabilir sizce? Ekonomide her şey iyiye gidecek demek, bir nevi gece yarısı mezarlıktan geçerken ıslık çalmaya benzemiyor mu?

Galiba Corona’nın tek iyi tarafı hijyen kurallarını tekrar hatırlamamıza yol açması. Artık herkesin en azından günde birkaç kez ellerini yıkadığından eminim. Ah bir de şu berbat kokan sabunlu ıslak mendillerin yerine mis gibi kokan limon kolonyasıyla ıslatılmış mendiller gelse. Galiba dezenfekte etmenin bir numaralı doğal unsuru olan alkolü ideolojik mülahazalardan çıkarmanın vakti geldi geçiyor.

Tabi bir de aşı karşıtlığına en yetkili ağızlardan son vermek gerekiyor. Topluma rol model olan liderlerin bu rolü oynarken söylemlerinde halk sağlığına özen göstermeyi öncelik haline getirmeleri gerekiyor. Burada ideoloji ya da polemik değil, bilimin ne söylediği esas olmalıdır.

Son birkaç gündür sınırda unuttuğumuz göçmenlere gelince. Umudum Corona’nın o bölgede gözükmemesi için yeterli önlemin alınmış olması. Aksi bir gelişmeyi düşünmek dahi istemiyorum.

Bu arada Avrupa Parlamentosu Başkanı Sassoli karantinaya alındı ve Avrupa Parlamentosu çalışmalarına Mart ayının sonuna kadar ara verildi. Umarım AB Konseyi Başkanı Michel ile Komisyon Başkanı Leyen son zamanlarda Sassoli ile çok sık bir araya gelmemişlerdir. Yoksa maazallah Corona’nın zirveden de Türkiye’ye girişine tanıklık etmek mümkün.

Corona’sız yarınlara…

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »