İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bu yıl da zor geçecek

2019’u bitirirken yazdığımız yazıda her yeni yıl iyi dileklerle kutlanır ama aslında geçmiş yılın mirası ile zaten yorgun düşmeye namzet bir yıl olur mealinde görüş bildirmiştik. İsterseniz giden geleni aratır da diyebilirsiniz. 2020’nin ilk sekiz günü maalesef bu tezimizi doğruladı.

ABD tarafından vurulan İranlı general Süleymani, İran’ın intikam amaçlı füze saldırısı, Trump’ın açıklamaları, olup biteni anlama çabalarımız… Hepsi bizim sınırımızda cereyan eden önemli gelişmeler niteliğinde olunca çoğumuz uykusuz gecelerle 2020’ye merhaba demiş olduk.

Bu gelişmelerle ilgili gözlemlerimizi ve sorularımızı birkaç noktada toplamak gerekirse.

  • Süleymani operasyonu, sadece ABD’nin terörist olarak nitelendirdiği bir İranlı generalden kurtulmak için yapılan bir operasyon olarak düşünülebilir mi? Öte yandan bu operasyon esas itibarı ile İran’ın Orta Doğu’da giderek artan gücünü dizginlemek için mi gerçekleştirildi? Çoğunluğun kanaati ikinci soru yönünde.
  • İran’ın füze saldırısı tam olarak ABD ve İsrail’in beklentisi doğrultusunda mı oldu? Diğer ifadesi ile bir tür “gel gele” gelen İran belki kısa vadede kendi kamuoyunu tatmin etti ama uzun vadede kendi ayağına kurşun mu sıktı?
  • Saldırının ardından açıklama yapmakta acele etmeyen ve Amerikan yerleşik düzeninin önemli aktörleri ile birlikte fotoğraf verip konuşan Trump’ın altını çizdiği unsurlar 2020’de bölgemizde yaşanacaklar konusunda oldukça öğretici oldu.
  • Bu oyunun ilk kaybedeni Irak olacağa benziyor. Özellikle NATO’nun bölgede daha fazla rol oynamasının altını çizen ABD Başkanı, acaba Türkiye’nin itirazı ile rafa kaldırılan Barzani referandumunu yeniden ısıtıp masaya mı getirtecek, NATO derken Türkiye’nin elini taşın altına daha fazla koymasını mı kast etti? Irak’ı bu anlamda Suriye’de olduğu gibi üçe bölünmüşlük kaderi mi bekliyor?
  • Trump’ın bir diğer açıklaması İran’ın nükleer silah geliştirmesine kesinlikle izin verilmeyeceği doğrultusundaydı. İran artık uranyum zenginleştirme konusunda hiçbir anlaşmayı tanımayacağını da açıkladığı ölçüde, ABD Başkanı İran’ın nükleer tesislerine çok olası bir müdahalenin meşru zeminini hazırlamak mı istedi?
  • İran’ın oyun sahasından tamamen çekilmesi IŞİD ile mücadelede sahanın bu terörist guruba bırakılması anlamına mı geliyor? Dolayısı ile İran’ın eli zayıflatılırken tamamen güçten düşürülmemesi de yeni dönemde bizi şaşırtmayacak bir gerçeklik hali olacak mı?

Bütün bu soru işaretleri önümüzdeki günlerdeki tartışma konularını oluşturacak. Doğal olarak ülkemizin bütün bu gelişmelerden bırakın kazancı, minimum zararla kurtulması için fazlası ile akılcı bir dış politika izlemesi olmazsa olmaz niteliğinde.

Tabi bu arada bazı farklı sorular da Rusya ile ilişkilerimiz çerçevesinde ortaya çıkıyor. Trump’ın açıklamalarından birkaç saat önce Putin ile birlikte TürkAkım projesinin musluğunu açan Erdoğan acaba Rusya Devlet Başkanı ile uzun uzun ne görüştü?

Kuvvetle muhtemel en büyük baş ağrısı niteliğindeki İdlip meselesi ile Libya’da ne yapılacağı konusunda uzlaşma arayışı görüşmelerin ana konusunu oluşturmuştur. Peki Rusya ile bu kadar yakınlaşma acaba NATO’nun en büyük korkusu haline gelen Türkiye’yi giderek kaybetme endişesini haklı çıkarmaya başlıyor mu? Yoksa Fransa Devlet Başkanı Macron’un geçtiğimiz yılın son günleri yaklaşırken söylediği “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” sözleri doğrulanıyor mu?

Dedik ya, 2020’nin ilk sekiz günü hepimizi çok yordu. Anlaşılan yorulmaya da devam edeceğiz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »