İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Brexit, Corona ve Türkiye

Nihayet İngiltere AB’den ayrıldı. 31 Ocak 2020 itibarı ile ayrılık resmiyet kazandı.

Hoş, tam bir ayrılık sayılmaz. 31 Aralık gecesine kadar Büyük Britanya AB müktesebatına tabi kalacak, ama yeni kuralların oluşmasında karar alma masasında olmayacak.

Peki Büyük Britanya büyüklüğünü koruyabilecek mi? Büyük soru işareti.

Kuzey İrlanda’nın statüsü ne olacak, İskoçya yeniden ayrılık referandumunu zorlayacak mı? Galler ne söyleyecek? Hatta Cebeli Tarık’ın yeni statüsü ne olacak?

Ben kendi değerlendirmem açısından ihtiyatlı bir karamsarlık içindeyim. 31 Aralık 20220 gecesi ne olacak? Bilemiyorum.

Büyük olduğu kuşku götürecek Büyük Britanya mal ticaretinde sınır kontrollerine geçecek. Kaba bir hesaplamayla yılda 2 milyon TIR’ın taşıdığı mallar, her bir TIR’a kaba bir hesaplamayla 20 dakika kontrol uygulanırsa, 2 milyon x 20 dakika sınırda bekleyecek. Ticaret hacmi üstündeki etkisinin yüzde 30 daraltma yapacağı hesaplanıyor. Bu sadece İngiliz ticareti mi? Hayır, AB ticareti üstündeki daraltıcı etkisi.

Bize ne mi? Kuşkusuz eğer İngiltere bizim dış ticarette ikinci partnerimiz ise ve AB pazarı bizim için en büyük pazarsa, hele yaşadığımız jeopolitik riskler nedeniyle yaşadığımız belirsizlik ortamı korkutuyorsa, sizce önceliğimiz ne olmalıdır? Acilen AB ile normalleşmek, Gümrük Birliği’nin güncelleşmesi konusunda adım atmak, bir an önce İngiltere ile bir STA imzalamak herhalde akla gelen öncelikler olmalı.

Öte yandan Corana virüsü. İnsan hayatı söz konusu ise tartışma götürmez ama sonuçları itibarı ile bakıldığında artık Çin ile ticaret savaşlarına gerek kalmadı. Çin’in Kuşak Yol Projesi herhalde en az on yıl ertelendi.

Çin ekonomisinin daralması ve AB’deki belirsizlik ortamı bize ne anlatıyor?

Birincisi turizmde kötü sinyaller (Çinli turist), ikincisi ise ihracatta kötü haberler veriyor.

Daralması kaçınılmaz dünya ekonomisi içinde iç tüketimi daralan ve ihracata dayalı büyüme mantığı erozyona mı tabi olacak? Kanal İstanbul ütopyası gerçekleşmez ise, evet. Sadece inşaata dayalı büyüme modelinin maalesef dünya gerçekleri ışığında sonuna yaklaştığımız bir gerçek.

Çıkış yolu ne?

Galiba önce acı gerçeklerle yüzleşmek, dünyadaki gelişmeleri doğru analiz etmek, normalleşmenin ilk adımı olarak makulleşmek.

Peki bu olgunluk seviyesinde miyiz? Olana bitene bakınca, söylenen ve söylenenlere ve söyleyemediklerimize bakınca.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »