İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Anılar, anılar

39 yıl öncesine döndüm. Ne kadar sakindi, ne kadar konusuna hakimdi. Bütün ders anlatımlarım da, bütün konferanslarımda, panellerim de, medya konuşmalarımda kendisini örnek aldım ya da almaya çalıştım. Muazzam bir bilim adamıydı, bilgi seviyesi erişilemezdi. Sartes’ın söylediği “Kütüphanede A harfinden başlayıp bütün kitapları okumaya çalışan zavallı” değildi. Bütün yaklaşımları kartezyen mantık içinde doğru takiple dolu doluydu.

Siyasi kariyeri için aynı şeyi söylemek kolay mı? Bilemiyorum. Gümrük Birliğine karşıydı ama ne kadar konuya hazırlanmıştı? Bendeki soru işaretleri devam ediyor. Yanlış hatırlamıyorsam sadece dört ay dış işleri bakanı olarak görev yaptı, sonra istifa etti. Oysa karşıtlıkla değil de bütün karizmasıyla 1/95 sayılı ortaklık konseyi kararının (hala antlaşma/anlaşma diyen üniversite hocalarımız beni üzmeye devam ediyor) hataların üstüne gidebilseydi, belki bugün çok farklı sorunlar tartışıyorduk.

Aynı televizyon programlarına katılmak benim için o kadar zordu ki; saygı duyduğun, örnek aldığın bilim adamı, kırmaktan itinayla kaçındığın mümtaz kişilik, siyasi kimliği konusunda eleştirilerim olduğu hocam.

Rahmetle anıyorum sevgili Mümtaz Soysal hocamı. Işıklar içinde uyusun.

Aynı dönemde sayın Deniz Baykal ile yaptığımız bir diyaloğu da hatırlıyorum. Sayın Baykal’ın yaklaşık iki saat boyunca Gümrük Birliği anlaşmasına karşı konuşmalarını. Aynı doğrultuda sevgili hocam Erol Manisalı’nın karşı çıkışlarını.

Derdim Gümrük Birliğini savunmak değildi. Ama süreci doğru algılamak ve anlatmaktı. Sayın Baykal’a “Bu anlaşmayı anlatmaya devam ederseniz, kusura bakmayın sizi kapağını okuma zahmetine katlanmadığınız metnin içeriği konusunda en fazla ahkam kesen adam olarak ilan edeceğim” demiştim. Anlaşma olarak tartışılan metnin kapağında: “Türkiye ile AT arasında Gümrük Birliğinin son dönemini tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı” yazıyordu.

O sıralarda “Lozan’dan sonra en büyük antlaşmayı ben imzaladım” diyen Tansu Çiller’e (amacım basit bir teknisyen olmaktı, o gün medyatik olmak ve doğruları kam oyuna anlatmak kararını aldım), muhalif olmak adına teknik bilgilerin anlaşıldığı kadarıyla vahiy yoluyla geldiğine inanan muhaliflere tekrar teşekkür ediyorum. Sayelerinde hala yazacak çok malzeme var.

Malzeme çok da, eksik bilgiler üstüne kurgulanan yarınlarımız konusu endişe verici olmaya devam ediyor.

Bu yazıda aslında seçilmişlerin atanmışlarını tartışacaktık, gündem müsaade ederse devam edeceğiz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »