İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AB’de kadın egemenliği

1 Aralık 2019 itibarı ile AB kurumlarındaki görev değişikliği gerçekleşti. Yürütmeden sorumlu kurum olan komisyonun başına Almanya eski Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, Avrupa Merkez Bankası’nın da başına IMF eski Başkanı Christine Lagarde getirildi. Von der Leyen’in görev süresi 5, Lagarde’ın ise 8 yıl olacak. Diğer ifadesi ile önümüzdeki günlerin AB’si bu iki hanımefendinin gözetiminde bir yol haritası içinde olacak.

AB Merkez Bankası’nın izleyeceği yol haritası üç aşağı, beş yukarı belli. Özerkliği şüphe götürmeyecek bir merkez bankası modeli herhalde Lagarde döneminde de devam edecek. En fazla AB Merkez Bankası faiz indirim, yükseltme ya da aynı bırakma kararlarını çok teknokrat bir yaklaşımla tartışacak ekonomistler.

Von der Leyen için aynı teknokratik yorumu yapmak hemen hemen imkansız. Sonuçta yürütmenin başındaysanız kaçınılmaz olarak arka plandaki siyasi iradeyle uzlaşmak zorundasınız. Hele o göreve gelmeden önce Merkel hükümetinin savunma bakanlığı görevini üstlenmişseniz, ister istemez; Merkel’in ağırlığı AB Komisyonunu ne oranda etkiler sorusunu da beraberinde taşıyorsunuz demektir.

Kaldı ki içine girdiğimiz dönem hem dünya genelinde hem de AB özelinde çok sayıda dosyayla da yüzleşmenizi gerektiriyor. Birkaç tanesini hemen sıralayalım:

  • İklim koruma çerçevesinde 2050 yılına kadar sıfır karbon üretecek kıta olma yolunda ilk adımlar nasıl atılacak. Bu çerçevede planlanan yeni vergi düzenlemeleri hangi tepkileri tetikleyecek?
  • AB yönündeki yoğun göç hareketleri ile kalıcı ve insancıl bir çözüm için neler yapılacak. Bu sorun Von der Leyen’in o kadar canını acıtacak bir sorun mahiyetinde ki; göreve başladığının ilk dakikalarında ilk iş olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yaparak Suriyeli mültecileri gündeme getirmesi şaşırtıcı değil.
  • İşsizlik, adil asgari ücret. Bizimle aynı başlık gibi gözükmekle birlikte içeriklerin aynı olmayacağı da bir gerçek.
  • Dış ticaret. Doğal olarak bu kapsamda küresel ticaret savaşlarının etkilerini göz ardı etmemesi gerekecek.
  • Brexit süreci. Şu anda temkinli yaklaşıyor havasında, 12 Aralık 2019 İngiltere erken seçimlerinin ardından çok şey değişebilir. Kendisi mevcut anlaşmanın en iyisi olduğunu ifade etse de 12 Aralık sonrasında oluşacak yeni koşullar farklı yol haritalarını gündeme getirebilir.
  • Ortak dış politika ve güvenlik politikası ile ilgili olarak Von der Leyen’in eski bir Savunma Bakanı olarak daha şahin bir AB politikalarının yanında olacağı izlenimi doğuyor. Mevcut yapının yetersizliği 1993 Maastricht Antlaşmasından bu yana zaten tartışma konusu. Von der Leyen’in yumuşak güç olmanın yetersizliği konusundaki değerlendirmeleri ilgi çekici. “Avrupa ordusundan, Avrupalıların ordusuna geçilmeli” sözleri ise sanki yeni ama mevcut koşullarda neredeyse imkansıza işaret eder gibi.

Kısaca yukarıdaki başlıklar altında toplayabileceğimiz ve bundan sonra yeni komisyon başkanının ne söyledi? Ne yaptı ya da yapabildi? Kriterleri bu şekilde.

Evet, yeni Avrupa’nın dümenine kadınlar geçti. Bizimle ilişkileri nasıl bir seyir izleyecek? O seyri de önümüzdeki yazılarda olumlu yönde değerlendirmek umuduyla.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »