İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

AB uzmanı olmak, AB uzmanı olmamayı gerektirir

Medyada ilk yıllarımdı. Radyo Foreks’de sevgili arkadaşım Özay Şendir’le program yapmaya başlamıştık. “Ağabey seni nasıl tanıtacağız” diye sordu?

“Ne bileyim, adını sen koy” dedim. O gün bu gün adım çıktı, AB uzmanına. Sonra ne uzmanlar gördük; genişleme uzmanından, sindirim uzmanına kadar yelpaze genişledi. Maalesef günümüzde hiçbiri kalmadı.

Zor günlerdi. Sabah telefon çalar, AB’nin patlıcan standartları konusunda görüşümüze başvurulur, akşam yatarken Kıbrıs meselesinden, Ermeni meselesine kadar her şeyi bilmek ve ahkam kesmek zorundalığını yaşardık ama en önemlisi kokoreç ti. Severim, yerim, ne zor günlerdi, bilemezsiniz.

Hele bir de taksiye binip de “Ağabey ne iş yapıyorsun?” sorusu yok mu.

Başlangıçta acemilik, biraz da popüler adam olmuşuz ya; kasıla, kasıla “AB uzmanı” derdim. Sıfatı da Özay’dan kapmışım ya ama taksici arkadaş bana bir AB anlatır, ardından da neden Türkiye’nin AB’ye üye olamayacağını anlatırdı ki; uzmanlığım ayaklar altında.

Sonrasında bu soruya genel cevabım, “1’inci sınıf Ezine beyaz peyniri tüccarı” oldu. Bu cevabı verdiğim zaman taksi şoförünün gözlerindeki uzmanlığa saygı ifadesini görmek beni hep mutlu etti ve etmeye devam ediyor.

Hani kapağını okumadığın bir metnin içeriği konusunda nasıl ahkam kesilir sorusunu nicedir işliyoruz ya, AB uzmanlığı da böyle bir şeydir aslında. Tarih hemen Berlin duvarının yıkıldığı 9 Kasım 1989’un ardından gelen günlere işaret ediyor. Biri ekonomik ve parasal birlik üstüne, diğeri siyasi birlik üstüne hükümetler arası konferans oluşturulmuş. AB yetkilileri kendi bütünleşme süreçlerini bisiklete binmeye benzetiyor, hızlı gitmezsek, düşeriz benzetmesini yapıyor.

Bu iki hükümetler arası konferansın sonrasında Maastricht antlaşması ya da AB’yi kuran antlaşma ortaya çıkıyor. Herkes antlaşmanın ismine bakarak, AB’nin kurulduğuna inanıyor.

Heyhat, bu antlaşmayı da Türkçeye o yıllarda ben çevirme mutsuzluğu ile karşı karşıya gelmiştim. Antlaşmanın içeriği incelenirse, AB’yi kuran antlaşma, AB’yi kurmamıştır. Eğer mümkün olursa AB’nin nasıl kurulacağının yol haritasını ortaya koymuştur. Zaten sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Siyasi bir birlik söyleminde bütünleşemeyen sözüm ona birlik stratejik bir vizyondan yoksundur ve bu vizyon eksikliği nedeniyle de Türkiye ile ilişkilerde saçmalayıp durmaktadır.

Vallahi artık AB uzmanı değilim.

Kalın sağlıcakla.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate »